“Baja’ya ilgi bitmez”

Baja Bursa’ya hazır geldik, herhangi bir sorunumuz yoktu. Araçları bu sefer birazcık daha erken hazırlanma şansı bulduk. O yüzden sorun olmadı. Hazır bir şekilde yarışa geldik. Son dakika uğraştığımız eksiklikler… Bu işin doğasında birazcık var. Son saniye illaki son.. Bu son dakika uğraşma meselesi birazcık hava şartlarıyla alakalıydı çünkü biz sürekli hava raporlarını takip ediyorduk. Hep bir yağmur var durumu söz konusuydu. Ama işte bir yandan da hava o gün çok güzel ama yağmur tahmini vardı. Biz iki çeşit lastiğimizi de getirmiştik. Ağır yağmur lastiğimizi de , normal MT lastiklerimizi de getirdik. İlk gün MT lastiklerimizle yola çıktık ama aslında doğru değilmiş. Etabın yarısı kuru yarısı baya ıslaktı. Kuru olan yerde MT lastik iyi iş yaptı ama ıslak olan yerlerde bence daha çok vakit kaybettik. Etaplar çok güzeldi, ben etapları çok beğendim. Benim tarzıma da uygundu etaplar. Çok güzel, yeşil, doğal. Seri virajlı yollar hoşuma gidiyor. Bir de mesela çok fazla uçurum kayalık gibi yerler yoktu. Genelde sevdiğim tarz bir etaptı, ben çok mutlu oldum. Ben ilk defa Bursa’ya gelmiştim, daha önce gelmemiştim. O yüzden bilmiyordum oradaki etapları ama hoşuma gitti.

17’lik kayıt listesi bana biraz az geldi başta ama tanıdığımız arkadaşlarımızın hepsi oradaydı. En azından bildiğimiz arkadaşlar bir aradaydık. Biraz daha fazla olsa aslında daha keyifli olurdu. Can-am’lar, Suziki’ler, Mitsubishi’ler olsun, herkes çok iyi hazırlanmıştı. Hepsi güçlü ve iyi ekiplerdi. Zaten sert rekabet bekliyorduk, sert de geçti. Tabi ki yağmur konusu biraz ortalığı bozdu, karıştırdı. Orada bir de yarıştan önce herkes MT lastiklerle çıktı. Ben mesela ilk etaplarda kimselerde ağır yağmur lastiği görmedim. O yüzden o birazcık ortalığı karıştırdı bence ama keyifli bir şey geçti. Etapların gerçekten çok kaygandı. Biz etap içinde herhangi bir teknik mekanik problem yaşamadık. Üçüncü etabın çıkışında radyatörümüze giden hortumumuz bir dal temasıyla kırıldı. O yüzden biz dördüncü etapta start alamadık. Sebebi ise, üçüncü etapla dördüncü etap arasında servis yasağı vardı. Eğer servis olsaydı devam edebilirdik. Servise giremediğimiz için, kırılan boruyu kendi olanaklarımızla onaramadık.

İkinci gün iptal edilmesini ben çok doğru karşıladım, çünkü aşırı bir yağmur vardı. O şekilde start alınsaydı muhtemelen, işin biraz keyfi kaçabilirdi diye tahmin ediyorum. Çünkü bir kere zaten Bursa’dan Mustafakemalpaşa’ya arabanın içinde gitmek, kartı Bursa’dan alıp 90 km ana yoldan gitmek sanki bir organizasyonel bir eksikmiş gibi geldi bana. Bu işi tabii tecrübeliler daha iyi bilir ama 90 km arabaları yoldan yürütmenin bir mantığı olmaması lazım çünkü işin içinde birçok Can-am araç var, bu araçlar camsız yarışıyor. Dolayısıyla biz zaten 90 km bir buçuk saat arabanın içinde öyle gitseydik, herhalde zaten suyun içine karışacaktık. İkinci gün yarışılsaydı, bütün sıralama kesinlikle değişirdi çünkü o kadar yoğun yağmurdaki etap süreleri muhtemelen birinci günle ilgili hiç alakası olamazdı. Dolayısıyla ve araçlar arasında mesela listelere bakarsanız araçlar arasında birinci gün araçları arasında özellikle üst grupta birer ikişer dakikalık aralıklar vardı. O etaplar yağmurlu alanda geçildiğinde yani o farklar iki üç dakika hiçbir şey ifade etmezdi. Etap zamanları çok uzayacaktı, hataya da çok açık olacaktı. Dolayısıyla sıralama çok değişecekti. Bursa’dan aklımda yağmur kaldı, ikinci günün olmaması kaldı. Üzüldük çünkü uzun zamandır yarışamadığımız için de bir günlük yarış bizi kesmedi. İlk yarış böyle bir şevk ile hevesle geldik iki gün boyunca yarışacağız diye. İlk gün yarıştık ikinci gün de olsaydı birazcık daha iyi olurdu!

Bence Baja’ya ilgi bitmez,  15-20 araç seviyesinde bu iş devam eder. Ama burada sadece yarışta kural kitabıyla ilgili ciddi bir kriz çıktı. Kurallar kitabının yazımı hatalıydı. Bu Baja’da normalde bizim Çanakkale’de kullandığımız uluslararası kural silsilesinin dışına çıkılmış, süreler olarak. 40 km mesafeli etaplarda eğer etap bitiremezseniz ya da başınıza bir şey bile gelse kendi sınıfınızdaki rakibinizden beş dakika kötü derece yapmış sayılıyorsunuz. Bu beş dakika ile bu işler bu olmaz çünkü bunun dünya standartı ideal süre kadar süreyi alırsınız, artı üstüne bir saat ceza verirler. Çanakkale öyleydi. Dolasıyla siz bir etabı bitiremediğinizde artık diğer araçlarla yarışamaz hale gelirsiniz. Bu işin kuralı öyle. Dolayısıyla şimdi burada kural kitabını değiştirmişler. Şöyle bir durum olmuş; etaba çıkmayan araçlar avantajlı oluyor. Mesela ben tek etaba çıkamadım, iki etaba çıkamayan araç benim üzerimdeydi klasmanda. Benim arkamda Abdullah (Turgut) benim arkamda kaldı, oysa O, bütün etaplara çıkmıştı. Bu hakkaniyetli değil bu yani bu etabı bitiremeyeni diğer etaplarda hala yarışlar içinde tutmaya çalışmışlar, iyi niyetle bir şey olabilir ama biraz maksadını aşmış görülüyor.

Bursa’da ilk gün yarış bitiminden sonra otelde itirazlar oldu. İlk başta yarış organizasyonuna karşıydı bu itirazlar ama sonra yarış organizasyonu kitabı gösterince kitabın yanlış olduğu ortaya çıktı. Şimdi çok garip bir durum var; deniyor ki bu kuralla devam edilemez, çünkü kural gerçekten hakkaniyetli değil. Ama bu sefer sezon başladı, ilk yarış yapıldı. Oyun başladıktan sonra kurallar mı değişecek? Bu yanlış olur ama şu an için de çok kargaşa bir durum var. Federasyonun, organizatörlerle beraber masaya oturup bunu çözmesi lazım. Şu anki kurallara göre 40 km bir etapta kendi en kötü derecenizden 5 dakika kötü derece yapmanız demek, arabanızın lastiği patlarsa değiştirmeyin demek! Bırak yarışı orada, çünkü kayıp beş dakika. Ben lastik değiştirmeye kalksam aşağı yukarı 6-7 dakikada yapabileceğim. Niye gireyim o etaba?

Sırada Düzce yarışı var, planlarımız katılmak şeklinde.. Arabamızda bir sorunumuz yok. Çünkü çok basit bir şeyden kaldık. Canam’ın üst radyatörü tarafları açık, muhtemelen bir dal girdi çünkü orada bir darbe var, bir dal gelmiş ve kırmış, şu anda oraya bir koruma yapacağız. O kadar, çok basit bir şey. Biz onu koruma altına alınca bir daha artık yaşanmayacak. Düzce’ye de ilk defa gideceğiz. Ben açıkçası bilmiyorum. Baja’nın şöyle bir bana değişik gelen bir tarafı var: Çanakkale’ye göre etaplar çok daha kısa. Böyle 40 km’lik 45 km’lik 50 km’lik etaplar. Çanakkale Baja’da ya da Doğu Avrupa yarışında etaplar hep 90-100 km’lerin üzerinde. Çok daha yoğun tempolu bir yarış. Burada biraz tarz farkı var. Ben şu an kendimi ona alıştırmaya çalıyorum çünkü 40-50 km’lik etaplarda hızlı olan kazanıyor. Çanakkale etaplarında hızlı olanın kazandığı değil sürekliliği olanın kazanıyor. Çanakkale’nin aday yarış olması nedeniyle daha çok yabancı ekip gelecek, bence bu çok pozitif bir durum, yarışın kalitesini de arttıracak bir unsur. Ne kadar fazla yabancı ekip gelirse Türkler de ona göre motive olurlar. Ona göre bir hazırlığını planını programını birazcık daha ciddi yapıyorlar. Bu nedenle bence çok olumlu bir durum. Kesinlikle zor bir yarış olacak. Benim bu sene yurt dışa yarış niyetim yok. Türkiye’deki yarışları devam ettireceğim çünkü şu anda zaten Baja yarışları ve artı Çanakkale bu sene için yeterli olur düşüncesindeyim. | Bu yarışın fotoğraf galerisi için burayı tıklayabilirsiniz. 21 Haziran 2022 : 17.07

Yorum yaz

Arşivler

Kategoriler

Oturum aç