Ahmet Ünlü; “Baja Troia’da podyum, yabancılar için sürpriz olmuştur”

-Yarışa başlarken, kazanma konusunda kendine ne kadar şans tanıyordun?
Yarışa başlarken, ilk 3 içerisine girebileceğimi düşünüyordum. Çünkü, kendime, arabaya ve kopilotum Semih’e güveniyordum, O da çok iyi iş çıkardı. Yarış, daha garajda iken başlayıp, finiş tak’ında bitiyor. Bu süreci de ekip olarak çok iyi değerlendirdik. Stratejimiz de iyi tuttu.
-Son gün, 22 saniye farkla 2’nci başladınız. Ki, son günün ilk etabında bu farkı kapatıp 6 saniye de öne geçtiniz. Ne zaman, ‘tamam kazandık’ diyerek araba içerisinde birbirinizi kutladınız?
Ne zaman ki son günün üçüncü ve son etabının finişine geldik, o zaman birbirimizi kutladık.
-Liderliği elinden aldığınız İtalyan rakibinizi etapta sorunlu gördüğünüz an, rahatlamadınız mı?
Gördüğümüz zaman elbette ki rahatladık. O andan sonra da tempomuzu düşürdük. Zaten öndeki etapta 22 saniye farkı kapatıp, öne geçmiştik. O’nun da kaldığını görünce, tempo gidip risk almanın gereği yoktu.
-6’sı Ralli Art gibi bir takımdan olmak üzere, tüm rakipleriniz, peşinize takıp 1’nci bitirmek, sizde neler çağrıştırdı? Baja gibi bir yarışın ‘ilk’ yılında, üstelik 29 Ekim Cumhuriyet bayramının kutlandığı bir günde 1’ncilik kupası kaldırmış olmak nasıl bir duyguydu?
Öncelikle, 29 Ekim’de olması tabi ayrı bir anlam kazandırdı. Ajanstaki da yazmıştınız, ‘RalliArt takımını arkasında ipe dizdiler’ diye, aynen öyle oldu. Sonuçta ekip olarak inandık, araba da sorun çıkarmadı. Ufak tefek ve hemen halledebildiklerimizi saymıyorum.
-Bu kadar farklı ve kuvvetli rakiplerin olduğu bir yarışta, podyumun son hali sürpriz mi, beklendiği gibi mi?
Sürpriz derken, yabancılar için sürpriz olmuştur, benim için değil. Sonuçta Türkiye’den yarışan ve onlardan çok çok daha iyi olan pilotlar var. Onların arabaları iyi olabilir ama bizde de küçümsenmeyecek ve o podyuma çıkabilecek bir sürü ekibimiz var.
-O kadar iddialı ekibimizin podyum dışına kalması, yabancıların öne çıkması sürpriz olmadı mı?
Evet, o biraz sürpriz oldu. Mesela yaşadıkları talihsiz kaza olmasaydı, Caner’in de kesinlikle podyuma çıkacağına inanıyordum. Ki, çıkardı da! Podyumda ben O’nu yalnız bırakmazdım, O da beni yalnız bırakmazdı.
-Etapların patika tarzı ve bazıları için zor olduğu söylendi. Sence de etaplar o kadar sıkıntılı mıydı?
Ona kötü demeyelim; ilk gün, Cuma günkü etaplar, biraz daha orman içinde, taşların ve kayaların üzerinde patikalarda geçti. Bazıları için, mesela Detoro’lar için, oralar sıkıntılı oldu; araçları büyük, lastikleri büyük, bizim araçlar gibi kabiliyetleri yok, haliyle onlar için sıkıntı doğuran etaplar bizim için gayet rahattı diyebilirim.
-Hiç risk aldığınız anlar oldu mu?
Sadece birinci gün risk aldım. Cuma günü ilk etapta, yarış lideri olan İtalyan ile aramızdaki 4 dakikalık fark ta oradan kaynaklandı çünkü bizim aracımızın yakıt tankı yerinden çıktı. Durup ta onu takmakla uğraştık, oradaki zaman kaybımızdan dolayı 4 dakika bizim önümüze geçti.
-O an, yarışa havlu atmayı düşündün mü hiç?
Hayır!
-Yarışın akışı sence nasıldı?
Yarış hiç bir noktada bizim için tıkanmadı ama bilemiyorum arkalarda farklı durum olduysa eğer biz görmedik, çünkü hep önde gittik. Birinci gün, yani Cuma harici, cumartesi ve Pazar günkü etaplar, oldukça başarılı, hızlı ve tam istediğimiz tarzdaydı. Hem tempolu gidiliyordu ve hem de kişinin kabiliyetinin ortaya çıkabileceği, risk alıp ta gidebileceği noktalar vardı. Oralarda hiç tempomuzu düşürmedik. Yarış direktörü Erkan Birinci de, ‘etapların hız ortalamaları sizdeydi’ dedi. Tempomuzu hiç düşürmedik.
-Cumartesi günün seyirci etabı, yoğun yağmurdan iptal edildi. Eğer ki yapılabilseydi, klasmanı nasıl etkilerdi?
Açıkçası, klasmanı etkilemesi durumundan çok, yapılamaması benim çok hoşuma gitti, çünkü aşırı bir çamur vardı. Orada birkaç saniye kazanmak için uğraşırken, her şey olabilirdi.
-Dağda, etaplarda yağmura yakalandınız mı hiç?
Hayır.
-Sence, yarışa halkın ve medyanın ilgisi nasıldı?
Etaplarda, kendi imkânları ile gelip te yarışı izleyen insanlar gördük. Daha çok olabilir miydi, olabilirdi elbet. Her şeyin ilki biraz daha zor olur ama ikincisinin daha güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü ciddi şekilde bir emek sarf edilmişti. O olmadı, bu eksikti demek gibi bir lüksümüz olduğunu düşünmüyorum. Oradaki insanların emeklerini göz ardı etmiş oluruz. Bu vesile ile buradan hepsine çok çok ve ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. İnşallah seneye daha güzel ve daha geniş katılımlı olur, Türkiye’den de daha çok araç katılır. Bu tarz yarışların seyircisinin Türkiye’ye gelmesine, içerdeki araçlarımızın da buna göre uyarlanmasını ve sayının da 60-70-80-90’lara çıkmasını arzu ediyorum.
-Olasılık?
Olmayacak diye bir şey yok. Ralli Art gibi bir takım, Türkiye’ye gelip te altı araçla yarışabiliyorsa, biz de bu yarışı fazlasıyla yapabiliriz diye düşünüyorum. Daha da genişletilebilir.
– Türkiye Ulusal offroad Şampiyonu olarak, hangi disiplinden daha çok keyif aldığını sorgulasak, yanıtın ne olur?
Bunu bana sormana bile gerek yok! Tabii ki Baja tarzı yarışların önemi, hıza dayalı yarışlar olduğu için, engel geçmekten ziyade sürate ve kişinin araç kullanma yeteneği ve de kopilotu ile olan uyumunda ortaya çıkıyor. Kopilotum Semih, bana hiçbir zaman ‘Ahmet, bas bas’ diye bağırmadı, sürekli not okudu. O işini yaptı, ben işimi yaptım!
-Etapların bantlanması denildiği kadar faydalı oldu mu?
Tabii ki, bir yarışçı için etabın bantlı olması bir avantajdır. Üçlü bir yol ayrımına geldiğimizde, road book’tan ‘acaba hangisi’ diye bakana kadar, üç yoldan bantlı olan ikisini eleyip açık olandan gitmeyi avantaj olarak görürüm.
-Bantlı olmasaydı, etapta kaybolur muydunuz?
Biz de başkaları da kaybolabilirdi. Yarışın akışı tamamen kitlenip kalabilirdi. O zaman, bu yarışı o coğrafyada yapamazsınız.
-Yarışın finişi bayram kutlamaların denk geldi. Sence, halkımız kafasını uzatıp yarışa baktı mı? Etrafta yeteri kadar kalabalık gördünüz mü?
Bence, yarışın finişinin bayrama denk gelmesi başarılıydı. Belki aşırı bir kalabalık olmadı ama herkes offroad’un nasıl bir şey olduğunu görebildi.
-Troia’dan aklında ne kaldı?
Keşke, cumartesi ve Pazar günkü etaplar bir o kadar daha olsaydı da bir o kadar daha gidebilseydim.
-73 km’lik etap vardı, yorulmadın mı?
Yoruldum, yorulmaz olur muydum? Çok kayalık ve vıdı vıdıydı. Ama Cuma günkü 73 km’lik etabın cumartesi ve Pazar günleri de olmasını isterdim. Değil 73, 120 km bile çok rahat çıkartılabilirdi.
-Uzun olanı dahil etaplarda güvenlik anlamında herhangi bir sorun yaşadınız mı?
Hiçbir sorun yaşadım. Yol notunda yazılanlara da limitlere de bire bir ve harfiyen uyduk. Bir talihsizliğimiz, önümüze domuz sürüsü çıkmasıydı. Orman içerisinde çok hızlı gidiyorduk. Durma şansım yoktu, direkt üzerlerinden geçmek zorunda kaldım. Bakamadım ne oldu diye, duramadım, yola devam ettim. Bir başka etapta da keçi sürüsü çıktı karşımıza. Allah’tan onlarda durabildik. Sürülerin dışında, mesela araç çıkmadı karşımıza.
-İPSK’nın 3’ncü yarışı var, önümüzdeki ay. Troia’dan ne feyz alırsın, kendi yarışınız için?
İsimleri aynı ve Baja olabilir ama yarışlarımız farklı. Biz de kısmet olursa 92 kilometrelik tek etap olarak yapmak istiyoruz. Tek gün, kış zamanı gözetmenleri ormanda fazla tutma şansımız yok. Akşamları da hava erken kararıyor. Bu yüzden 92 km tek etap yapmayı düşünüyoruz. Yol notlarımız, etap bantlamamız aynı, resque’ler aynı, farklı bir şey yok.. Ama bizim buradaki etap biraz daha gazlamaya yönelik. Mesela bizim etapta taşlık, kaya yok, haliyle risk te yok!
-Baja Troia, gelecek sene FIA’nın kupa yarışı olursa, niyet var mı oralarda da gazlamak?
Kısmet diyelim, şimdiden belli olmaz. Niyet denecek olursa, Paris Dakar’a da niyetimiz var! Ama bu büyük bir zaman isteyen ve emek gerektiren bir iş. Yurt dışı bir yarışa gidiyorum dediğiniz zaman, en az beş gün, gidip gelmesiyle en az bir hafta gerektiriyor. O kadar bir iş gücü kaybı olması düşündürüyor.
-Troia’da mekanik anlamda herhangi bir sorun yaşadınız mı?
Hayır, hiç bir mekanik sorun yaşamadım.
-Rekabet nasıldı?
Zamanlara bakacak olursanız rekabet gayet iyiydi. Etaplarda hep 2-3 saniye kapatabildik. Sadece bir etapta 1 dakika 15 saniye kapatabildim.
-Videosunda izlemişsindir; Caner’in yol dışı anını bir pilot olarak nasıl yorumladın?
Bildiğim kadarıyla direksiyon arızası yaşadı. Yoksa Caner gibi bir pilotun öyle bir virajda dışarıya kaymayacağını herkes biliyor. Arabasında direksiyon ile ilgili bir sorun oluştu. O anda da direksiyon istedi yöne dönmedi.
-Sürpriz oldu ama..
Sürpriz tabii. Dediğim gibi, Caner’in aracında sorun olmasaydı, ben onu, o beni podyumda bırakmazdık birbirimizi. Üzüldüm, keşke olmasaydı. Podyum umurumda değil, o an birisinin sıyrık almasını dahi istemem. Onlar benim kardeşim gibi, aramızdaki hukuku biliyorsun.
-Gelecek sezon ulusal yarışmak gibi bir planın var mı?
Yok.
-Teşekkür ederim.
Aydın Hoşgör | Ralli Ajansı

Yorum yaz

Arşivler

Kategoriler