“Offroad olarak, bir gün kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz”

Yarıştan önceki gece 2’yi çeyrek geçe araba tam anlamıyla bitti. Elektriksel bir ateşleme arızası vardı, onu da bulduk. Dudullu’daki servisin yan yolu üzerinde asfalt üzerinde bir ileri gittim bir geri geldim, ardından çekiciye yükledik. Arabanın tepkilerini, vites aralığını, freni vs hiçbir şeyini test edemeden yarışa geldik. Bu arada arabayı İstanbul’da hazırlarken yaşadığımız süreç bizi oldukça yordu. İşler son dakikaya kaldı. Bünyemiz yoruldu, üstüne bir de yol yorgunluğu eklenince yarıştan bir gün önce Perşembe öğlen kendimi hastanede buldum. Ancak dört serumla Perşembe akşamı prolog (sıralama) etabına çıkabildim. Yarışın etaplarının tamamını da hasta hasta yaptım, halen de geçmiş değil.

Yarışın ilk günü sıralama etabı vardı. Daha startında kalkışta ön diferansiyel ikiye ayrıldı. Güçten de olabilir, malzemenin yorgunluğundan da olabilir. Belki daha öncesinde bir çatlak ta gözümüzden kaçmış olabilir. Kırık diferansiyelle de olsa sıralama turunu 22’nci de olsa bitirdim. Tabii ki bu durumda moralim bozuldu, ama iki çekerle de olsa o kadar araba arasında sıralamayı 22’nci bitirdik. Bu arada arabanın içerisini dumanlar sardı, diferansiyeldeki yağ headers egzozlara geldi.

Kırılan parçanın temini için geceden araştırmaya başladım ama tabii ki o saatlerde bulmamız imkansızdı. Aklımdaki ilk iş, arabanın ön tarafını komple söküp, diferansiyel, şaft ve aksları komple çıkardık. Araba iki çeker, buggy gibi oldu ve Cuma ile cumartesi günkü etapların tamamını iki çeker geçtik. İki çeker olmamıza rağmen oldukça yüksek tempoda gittik ve 22’nci sırada start almamıza rağmen cumartesi akşamını 5’nci olarak tamamladık. Bizim için aşırı risk oldu fakat arabanın tepkileri o kadar güzeldi, ki freni toparlaması mükemmeldi. İnsanların dört çeker çıkamadıkları yerlerde biz iki çeker çıktık ama elbette oralarda çok zorlandık. Diğer yerlerde, düzlüklerde, orman yangın yollarında ve inişlerde hiçbir problem yaşamadık. Süratli bir şekilde etapları tamamladık. Yeni diferansiyelimiz cumartesi akşamı geldi, gece taktık. Arabayı dört teker halde ilk defa Pazar günkü orman etaplarında kullanabildim. Yarışı birinci tamamlayan Sırp ekiple aramızdaki zamanlar hızla kapandı ama etap sayısı yeterli olmadı. Sonuçta yarışı otomobiller klasmanında 2’nci, sınıfımızda da 1’nci bitirdik.

Yarışta geçen seneye göre aslında çok büyük bir fark yoktu. İlave katılım, Sırp ekibiydi, Bulgar’ların Maverick’leri çok sıkıydı, Rally Art takımının araçları yine geldi. Bu yıl yine Caner (Akkafa) vardı ama bir şanssızlıktır gidiyor, yine de gittiği yere kadar peş peşe idik. Yarışın etapları karışık karakterdeydi, hızlı noktaları, bol düzlükleri, orman içi, dere yatağı, kayalıklar, taşlık alanları vardı. Geçen seneye göre daha az kırıcı, daha tempoluydu ve bütün karakterleri yaşayabileceğimiz etaplar vardı. Yorulduk ama şahsen çok keyif aldım. Yarışta rekabet yüksekti fakat eğer ki bizim arabada sorun olmasaydı tahminim, Sırp rakibimiz bu kez aramızdaki farkı kapatmak için uğraşırdı!

Çanakkale’ye takım olarak iki otomobil bir motorla katıldık. Son 15 km kala Caner’in mekanik talihsizlik yaşaması ve kalmasına üzüldüm. Gönül isterdi ki Caner ile peş peşe bitirelim. Yeni yaptığım Navara, eskisinden çok farklı, apayrı. İstediğim performansı alabildim. İki çeker halde 22’nci sırada start alıp, yarışı 5’nci bitirebildiysek eğer doğru bir iş yapmışız. Selçuk Akkafa ile birlikte arabayı yaparken doğru hareket ettik diye düşünüyorum.

Çanakkale’de takımımız adına motorla yarışan Malik’in yaşadığı kazada diğer sporcu ile ilgili farklı dinamikler ortaya çıktı. Şu an benim açıklama yapmam doğru olmaz, Malik daha yeni ameliyat oldu, şu an için bir şey söylemek erken. Bir düzelsin hele, yapmamız gereken bir hamle varsa yapacağız. Çanakkale’de istediğimizi yapamasak ta bizim açımızdan bir hayal kırıklığı yok. Eğer ki arabalarımız sıkıntı yaşamadan yürüseydi, bu kez podyumdakiler bizim arkamızda olacaklardı.

Öncelikle organizatör kulübe ve başta başkanları olmak üzere bütün üyelerine çok teşekkür ediyorum. Gaza basmak, yarış yapmaktan çok daha kolay. Bu yüzden eleştirirken ve bir takım telkinlerde bulunurken insanları kırmadan yapmak lazım, ki seneye aynı yarışı daha iyi yapsınlar. Ben, organizasyonu başarılı buluyorum, daha iyisini yapabileceklerine de inanıyorum. Tabii her şey deneme yanılma yöntemiyle de olabiliyor. Bir takım şeylerden ders alarak önümüzdeki sene kompakt bir yarış çıkartacaklarına ben eminim.

Çanakkale’den aklımda orman etapları kaldı. Geçen sene 20 Ekim’de yapılan aynı yarıştan beri parkurdan uzaktım. O gün çıkardığım tulumu bir sene sonra bu yarışta giydiğimde bu kez üzerime olmadığını gördüm, çok sıktı, kilo almıştım. Bu arada öncelikle Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak’a çok teşekkür ederim. Hem sponsorumuz, hem abimiz, bizler O’nun desteği ile bu yarıştık. Aslında kendisi de bu yarışta sporcu olarak yer alacaktı ama malum sebepten dolayı aramıza katılamadı. Şirketimiz Intercity Rent A Car’ı ve İstanbul Park’ı temsil edebilmek için ben, Caner veya Malik olsun, elimizden gelen en iyisini yaptığımıza inanıyorum. Kendisine de buradan bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu sezon başka bir yarışa katılmamız şu an için belli değil.

Bugün ülkemizdeki offroadun dümeninde Metin Yılmaz ve Öcal Zilanlı var. İkisi de çok başarılı ve çok iyi gidiyorlar, zaten onların sayesinde offroad ayakta duruyor. Şu an federasyona tescilli 51 adet kulüp mevcut, bu kulüplerimizin 27 tanesi offroad branşında organizasyon yapan kulüpler, diğer kulüplerimiz ise ralli, klasik, drift ve karting branşında faaliyet gösteriyor. Bu da ülkemizde offroad branşının ne kadar hızla geliştiğinin ve ilgi gördüğünün açık bir göstergesi. 2018 Sezonunda baja yükselen değer olarak ortaya çıkmakta, zaten uluslararası arenada sporcularımızın yarışacağı formatta baja gibi görünüyor. Sezon içinde gerçekleşen ve gerçekleşecek olan 7 baja formatında yarış var, federasyon tarafından da desteklenen kasım ve aralık ayı içerisinde 3 ayaklı Marmara Baja Kupası yapılacak, bence spor için önemli bir adım olacak. Offroad olarak, bir gün kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz diye düşünüyorum. Türkiye’de mevcut motor sporlarına baktığımız zaman tamamının yarısı offroad. Demek ki bir yerde eşit kollu teraziye ihtiyaç var. | 12 Ekim 2018 : 14.00

Yorum yaz

Arşivler

Kategoriler